Interstellar

Neredeyse son 1 senedir beklediğim bir filmdi Yıldızlar Arası (Interstellar). Hayatımı değiştiren filmlere imza atan Christopher Nolan‘ın “epic” olacağına inandığım bir başyapıtı. Böyle iddialı cümleler genelde pek kullanmam ama uzun süredir trailer’larını defalarca izlemiş olduğum bu efsane filmi gelir gelmez görmek istiyordum ve ilk seanslarından birinde yerimi aldım salonda.

Öyle medyada yer alan “Hacı dünyanın sonu geliyor, yine klasik bir Holywood filmi pööffff” diyenlere bakmayın. Filmin ana ekseninde verilen mesaj klasik bir Nolan vizyonu . İçinde çok ince ve harikulade konuşmaların geçtiği, özünde hayata bakış açımızı sorguladığımız bir film.

Daha önceki Nolan filmlerine baktığınızda zaten Inception (Başlangıç) ile yakalamış olduğunuz tınıya benzer bir yapım ile karşı karşıya olduğunuzu görebilirsiniz. Özellikle bilim-kurgu filmlerini ve uzay yolculuklarını sevenlerin kaçırmaması gereken bir başyapıt.

Filmin konusunu burada anlatmaya gerek yok. Zaten envai çeşit mecradan gerek özetini gerekse detaylı bilgileri öğrenebilirsiniz. İştahınızı biraz artırmak için buyrun official trailer’a bir göz atın…

Filmin temeli ise Teorik Fizikçi Kip Thorne‘un çalışmalarından esinlenerek yazılan bir hikaye. Zaten Kip Thorne’da filmin yapımcılarından ve danışmanlarından.

Nolan’ın bu tür hikayelerinin fantastik çalışmalarından ayıran da bence bu. İşin teorik tarafına ciddi bir ağırlık veriyor ve hikayenin saçmalamasına izin vermiyor. Temposu zaman zaman düşse bile gayet yerinde peak’ler ile sizi daha da sıkı bir şekilde kavramakta. Filmin bana göre en güzel kısmı son 30-35 dakikada.

Belki “kara delik” ve “uzay-zaman” ilişkisi size saçma sapan gelebilir ama unutmayın ki Ay’a Yolculuk kitabını yazan Jules Verne’de zamanında ti’ye alınmış.

Yıllar önce seyretmiş olduğum Event Horizon (Ufuk Faciası) filminden de ciddi anlamda esintiler gördüğümü söyleyebilirim.Bunların dışında en fazla etkisi görülen filmler; 2001: A Space Odyssey, Star Wars serisi,  Alien ,  Close Encounters of the Third Kind.

Burada bahsetmeden geçemeyeceğim, efsane yönetmen Steven Spielberg bu projenin aslında yönetmeni olacakmış ve 2006 yılında Christopher Nolan’ın kardeşi  Jonathan Nolan ile anlaşmış. Senaryo yazımı devam ederken Spielberg başka projeler sebebiyle projeden ayrılmış ve hikaye Jonathan tarafından ağabeyi Christopher’a götürülmüş. Uzun süren hazırlık döneminden ve işleri yukarıda da bahsettiğim gibi teorik açıdan bir mantığa oturttuktan sonra oyuncu seçimine gelinmiş.

Bu arada teorisini sağlamlaştırmak ayrı bir mesele olan filmin seyirci tarafını doyurmak için Kip Thorne ile beraber çalışan görsel efekt uzmanları karadelik ve ufuk olayı ile ilgili olarak Kip Thorne tarafından verilen bilimsel formül ve hesaplamaları gözönüne alarak karadeliğin modellemesini saatlerce render ederek çalışmışlar. Hatta bir iddiaya göre büyüklüğü petabyte’a (terabyte’ın 1000 katı) varan bir model olduğu iddia edilmekte.

interstellar.black_.hole_

Karadeliğin modellenmiş hali

Filmin müzikleri ise yine efsane olan Hans Zimmer‘ın yetenekli ellerine teslim edilmiş. Müthiş bir iş çıkarmış diyebiliriz Hans abimiz 🙂 Film içerisinde müzikler kulağınızı hiç ama hiç tırmalamıyor ve öyle yerlerde öyle damardan girişler oluyor ki…

Sonuç itibariyle, Interstellar bir “dünya felaketi” filmi değil yaşamımız ve geleceğimiz ile ilgili çeşitli ipuçları veren, felsefi açıdan da güzel mesajlar içeren bir başyapıt olmuş. Yaşamı, hayatı, geleceği ve geçmişimizi eteğimizden her yere saçan bu filmi sakın kaçırmayın…

interstellar