Aside

Scientology, Going Clear belgeseli ve Türkiye

İçerik fakiri olan Türk sitelerini hızlıca bitirdikten sonra çeşitli yabancı sitelere (ingilizce tabii ki) yöneliyorum. Çünkü Türkiye’deki gündem daha çok “Ben daha üstünüm sen değilsin şerefsiz…” mantığında ilerlediğinden oldukça geriliyor ve sıkılıyorum.

Yabancı sitelerde gezinirken geçtiğimiz haftalarda deprem etkisi yaratan bir HBO belgeseli ile ilgili haberler gördüm. Belgeselin adı “Going Clear: Scientology and the Prison of Belief”

Going_Clear_Poster

Belgesel ile ilgili hem destek verici yorumlar yapılırken bazı ilginç sitelerde ise belgesel yerden yere vuruluyordu. Dayanamadım ve illegal yöntemler kullanarak belgeseli izledim. (Meraklısına not: Youtube üzerinden bulabilirsiniz belgeseli) Belgesel Lawrence Wright’ın “Going Clear” isimli kitabından uyarlanmış.

Bu yazıda size oturup tarikatın kurucusu olan L. Ron Hubbard‘ın hayat hikayesini, tarikatın sistemini, amaçlarını, nasıl çalıştığını detaylı bir şekilde anlatmayacağım. Tüm bu konuları siz de araştırıp okuyabilirsiniz. Sadece bazı önemli noktaların üzerinde durmayı ve ülkemizdeki benzer yansımalarından bahsetmek istiyorum.

Önemli Not: Bu yazımdan dolayı birileri yine bana laf çakacak, sinirlenecek, içinden ya da dışından “vıdı vıdı” edecektir. Vız gelir tırıs gider. Hiç umurumda değil. Gerçekler, bazı hayal dünyasında yaşayanları ürkütür ve korkutur. Suratlarına TOKAT gibi iner. 🙂

 

Yukarıda da bahsettiğim üzere Scientology ile ilgili kronolojik bilgi vermek istemiyorum. Ama bu belgeselde çok enteresan bazı anekdotlara, tarikat’ın kurucusu ve tanrılaştırılmış(!) bir kişi olan Ron Hubbard’ın hareketlerine ve empoze etmeye çalıştığı fikirlerine denk gelince Bunlar bana bir yerleren fena halde tanıdık geliyor” dedim.

Öncelikle kısa da olsa internette araştırma yapmaktan üşenenler için madde madde bu tarikat’tan bahsedeyim; (Önemli hatırlarma – Bu bilgiler ağırlıklı olarak belgeselden, internet kaynaklarından ve youtube’da bulduğum röportajlardan alınmıştır)

  • Lafayette Ron Hubbard tarafından kurulan bir oluşum ya da herkesin bildiği adı ile tarikat.
  • Hubbard’a tarikat içerisinde kısaltma ismi ile anılıyor: LRH. “LRH şöyle der….” vb.
  • Öncelikli amacı Hristiyanlık ve Bilim’i birleştirmek , insanları daha mutlu etmek vb
  • Hubbard tarikatı kurmadan önce Asimov gibi Bilim Kurgu yazarı. Hatta eski eşine dediği şöyle bir laf var “Kelimesi 50 cent’e kitap yazıyorum, 1 milyon dolar kazanmam mümkün değil. Bunun için bir din kurmalıyım” demiş diye iddialar var.
  • Yaşamının bir döneminde ziyaret ettiği iddia edilen Hindistan, Moğolostan ve uzakdoğu ziyaretlerinden sonra bilimkurgu yazarlığını da kullanarak “Dianetics” isimli bir kitap yazıyor.

    dianetics

    İlginç bir şekilde bu kitap bestseller oluyor

  • Adından da anlaşılacağı gibi Mental Sağlık için yazılmış bir kitap. Her şeyin zihinsel bir sebebi olduğundan bahsediyor.
  • Arayış içerisinde olan Amerikan halkı bu kitabı benimsiyor ve giderek popülerleşiyor. Hayranları artıyor.
  • 1950’lerde 500 dolar’a eğitim seminerleri veriyor.
  • Bakıyor ki iş tutuyor parasal temelleri sağlam bir şekilde atmak için kendi Din’ini kuruyor.
  • Tabi burada önemli bir nokta var, yıllarca sürecek olan Amerika Birleşik Devletleri’nin vergi bürosu IRS ile başlayan kavga. Sebebi de “vergiden muaf tutulma” isteği. IRS yıllarca reddediyor. Ama tarikat dava sürerken sürekli olarak genişliyor, büyüyor ve mensuplarını IRS’in içinden bile elde ediyor. Sonucu malum. Hubbard göremiyor ama en sonunda IRS ile olan savaşı kazanıyorlar. Tabii ki IRS’e de sızarak :). Tarikat vergiden muaf tutuluyor bir süre sonra. Yapılan her türlü araştırma vb ört-bas ediliyor.
  • Hollywood ünlüleri, müzik dünyasından ünlüler, politikacılar, bürokratlar vs derken giderek büyüyor.
  • Onbinlerce üyeye ve milyar dolarlık paraya ulaşıyorlar.
  • Tarikattan ayrılmayı düşünenleri öyle ya da böyle tehdit, şantaj ile korkutup sindiriyorlar.
  • Hatta ciddi anlamda şiddet bile uyguluyorlar.
  • Aykırı seslere tahammül göstermiyorlar ve ellerindeki her türlü kirli çamaşırı sırf bu insanları karalamak için kullanıyorlar.
  • E-meter adında enteresan bir alet var. Bana göre bu DANDİK alet sayesinde insanlar içlerindeki tüm kötü şeyleri “Auditor” denilen başka bir kişiye anlatıyor. Bunlar teker teker not ediliyor. Tüm sırlarını anlatan ve SÖZDE RAHATLAYAN kişi aslında bir çok özel ve gizli bilgisini tarikat’a vermiş oluyor.

    emeter

    Geliştirilmiş bi e-meter. Hubbard’ın icadı.

Türkçe kaynak için size akademik bir tez önereceğim. 2002 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Prof. Dr. Nasuh Günay yönetiminde  ve Melike Sarıkçıoğlu’nun hazırladığı, bana göre “Scientology 101” dersi gibi bir tez. Tez’de ciddi yazım ve anlatım hataları var ama bilgilenmek için Türkçe iyi bir kaynak diyebilirim. Vaktiniz varsa okumanızı öneririm.

http://eprints.sdu.edu.tr/107/1/TS00273.pdf


Peki ben neden bu tarikat ile ilgili yazıyorum. Neden bu konuyu kendi sayfalarıma konuk ettim? Ne derdim var da uzun bir zaman sonra yeniden bu konulara eğildim?

Çünkü Scientology felsefesi içerisindeki bazı durumları ben de hayatımın tam merkezinde, içerisinde yaşadım, duydum, empoze edildi ve okudukça, belgeseli de izledikçe ağzım bir karış açık kaldı. Kendi salaklığıma üzüldüm ne yalan söyleyeyim.

Örnek vermek istersem;

Galaktik Federasyon’a bağlı olan uzaylı birimler. Geldiler ve bizi izliyorlar bize yardım ediyorlar.

Galaktik federasyon. Hmmm. Tabi tabi federasyon önemli. İçimden bu tür cümleleri kuranlara “Yaw he he” diyesim geliyor! (daha ağır bir laf da ederdim de neyse…)

Hubbard’ın 1960’larda Akdeniz’de gemi ile gezinip eski uygarlıkları ararken “Aslında ben geçmişte İtalyan prensiydim, defalarca prens oldum, kral oldum geçmiş yaşamlarımda büyük şeyler yaşadım”

Ah evet evet ben de 1800’lerde Abraham Lincoln’düm 🙂 Zaten bu tür reenkarnasyon hikayelerinde kimse köle, fahişe, dilenci vb değildir.

 “Eğer başınıza iyi bir şey geliyorsa bu Scientology sayesindedir, kötü bir şey geliyorsa bu sizin kabahatinizdir”

Bu cümleleri de hatırlıyorum. Eveeeet, kaderimizi biz yazıyoruz. Hem de satır satır, milim milim. Bilinçaltımız aslında bizi…… Neyse…

Aynı şeyleri hep duyuyordum, hep. Suçu hep bir yerlere bağlamak, kendini telkin etmek, insanların kendi düşüncelerini kamufle ederek “Bak bu düşünce sistemi çok daha iyi” diyerek empoze etmek ve bundan ticari kazanç sağlamak. Çok ama çok masumaneydi. Ahh ah.

Scientology’de Spiritüel seviyeler var. Aşağıdaki linkte büyük bir seviyelendirme tablosu var. İndirip bir göz atın derim. Tek tek seviyeler belirlenmiş her bir seviye için geometrik olarak artan paralar ödeniyor. Bir üst seviyeye çıkarak ergenlerin sidik yarışı gibi takılıyorsunuz. 

http://www.suppressiveperson.org/sp/wp-content/uploads/2011/06/grdchart.gif

Ahh tabii ki de Türkiye’deki bazı “Kişisel Gelişim” firmaları, uzmanları vb kişiler de bu kadar detaylı bir chart hazırlamasa da işin başlangıç seviyeleri ve “Eğitmen” seviyeleri var. Tabii işi kısa tutup eğitmen olmak için binlerce lira istenmekte.


Belgeseli mutlaka izleyin derim. Yukarıdakiler benim gözüme takılan ve en çok hayret ettiklerim.

İnternet sitesi, makale, tez ve haberlerden okuduklarımdan hem de youtube üzerindeki envai çeşit video, röportaj ve bilgilendirmeleri izledikten sonra şunu iddia etmek istiyorum;

Scientology %99’u müslüman olan Türkiye’ye kamuflaj uygulamalar olan Yoga, Kişisel Gelişim, Spiritüel Yaşam ve Kuantum Koçları vb ile sızma işlemini başarılı olarak gerçekleştirmiş olabilir.

Etrafınıza bir bakın. Adım başı kişisel gelişim uzmanı, spritüel yaşam koçu, yoga merkezleri, meditasyon uzmanları, envai çeşit yöntem. Hepsi de MENTAL SAĞLIK için. Her şeyin kaynağının düşünceler olduğunu bağıra bağıra EMPOZE eden envai çeşit ve tuhaf isimli uygulamalar. Ve bunlara cayır cayır para bayılmakta beis görmeyen enteresan bir toplum. Sonra insanlar bir bakıyorlar, geçici olarak rahatlamış, paraları bayılmış ancak para verdikleri kişinin son model aracı ile sosyal medya üzerinden caka satmasını ağızları bir karış açık izleyen bir grup…

Scientology’de arayış içerisinde olan insanlara yardım ederek genişledi ve genişlemeye de devam ediyor.

Arayış içerisindeki insanların yaptıkları kendilerine göre doğru gelebilir.

Ancak çok iyi bakmaları gereken bir durum var. Başvurdukları ve memnun kaldıkları o koçlar ne alemde, yaşam biçimleri nasıl değişiyor. Özellikle maddi anlamda bu tür insanların zenginleşme yoluna gittiklerini çok iyi bilen bir kişiyim. Daha önce yazmış olduğum bu yazımda nedenlerini sebeplerini iyice irdelemiştim.

Toparlarsam, bu ve buna benzer tarikat, camia ve oluşumların temel hedefi “maddi anlamda” zenginleşmek ve sizlerin üzerinizden para kazanmaktır.

Aman dikkat edin ve adına ne derseniz deyin (Allah, Tanrı, O, Bir vb) yaradan ile aranıza kimseyi sokmayın.

Son olarak bu cümleleri yazna kişi de buna benzer olayları yaşamış, içinde bulunmuş, zamanında “Acaba doğru olabilir mi?” merakıyla araştırmış ve karşısına kocaman bir YALAN çıkmış deneyiminde olan bir fani’dir…