Aside

Çocukların bilgisayar ve internet erişiminin izlenmesi

Yeni nesil direkt olarak internet ve teknoloji’nin içerisine doğdular.  Daha 1 yaş civarında bizim akıllı telefonlarımızı ellemeye ve kullanma teşebbüslerine başlıyorlar. Daha da büyüdükleri zaman ya ayrı bir cihaz alınıyor ya da eski cihazlarımızı kullanmaya başlıyorlar. Biraz daha zaman geçince de notebook ya da masaüstü PC’mize el atmaya, mouse kullamaya, internet’e girmeye başlıyorlar…

Ebeveynler için en önemli sıkıntılardan birisi de çocuklarımızın cihaz kullanımını kısıtlama konusudur. Çocuklar çoğunlukla oyun, paint ile çizim ya da youtube üzerinden çoğu zaman eğitici ve eğlenceli video izlemekte. Çoğu ebeveyn ise bilgisayar kullanımını kısıtlamak için ya bilgisayarı ortadan kaldırmak, klavye ya da mouse’u saklamak, “höt,zöt” veya yaptırım ile çocukların bilgisayar kullanımını engellemeye çalışmakta. Pedagog’lar her ne kadar bunun doğru bir yönetim şekli olmadığını söyleseler bile maalesef bizlerde de hatalar olabiliyor. İnat yapan çocuklar, gergin geçen dakikalar, saatler. Oysa bu durumu aşmak için teknolojinin nimetlerinden yararlanabiliriz.

Continue reading

Yüzyılın yeni hastalığı: FOMO

Bu hastalığın ustası ya da profesörü değilim ama bu blog’u takip edenler bilir bu konuda sık sık yazı yazmakta, amatör de olsa araştırmalar yapmaktayım.

Merak etmeyin kafayı takmadım bu işe, ama çok rahatsız edici boyutlara ulaşmış durumda olduğunu da kabul etmek gerekiyor

FOMO: Fear of Missing Out.

Yani Türkçesi ile “Gelişmeleri kaçırma korkusu“. Continue reading

Başkalaşan ilişkiler

Bu sayfalarda ağırlıklı olarak teknolojik gelişmeler, ilgi alanlarım, hobilerim ve güncel meseleler ile alakalı yazılar yazmaktayım. Ancak son bir kaç senedir hayatım içerisinde yaşamış olduğum derin değişimlerden sonra ikili hatta çoklu ilişkiler konusunda (yaşımda da müsait olduğundan) çeşitli analizler yapacak kadar tecrübe kazandığımı söyleyebilirim. Asla ve asla “Ben artık tamamım yeaaa, biliyorum bu işi” demeyeceğim. Çünkü “lifelong” öğrenimim her daim devam etmekte.

2014 yılının sonlarına doğru yaklaşıyoruz. İnternet hayatımıza 20 sene evvel girdi. 20 sene içerisinde gelinen nokta çok ama çok enteresan. Hemen hemen bir çok kişi “paralel yaşamlar” içerisinde debelenmekte. Debelenmekte diyorum çünkü gerçek yaşamları ile paralel yaşamları arasında senkronizasyon ve uyum sağlayabilen pek yok. Continue reading

Sosyal Medya ve Paralel Yaşamlar

social_media

Başlangıç notu:

Daha önce bu yazımda internet’in en büyük sosyal ağı ile alakamı kestiğimi söylemiştim (Not 3). Facebook’a da (facebook.com/evrenyildiz) bakarsanız bir “Hoşçakalın” mesajı bıraktım. Bir çok arkadaşımdan, dostumdan “ne oldu, ne bitti, nedir ne değildir” sorularına maruz kalınca hazırlamış olduğum bu önemli yazıyı öne çekmek zaruri hale geldi.

Siz bu satırları okurken ben  Hakkari – Yüksekova‘da olacağım iş sebebiyle. Bu yazıyı geniş bir zamanda elinizde çay – kahve  içip keyif yaparken okumanızı öneririm. Yazdıklarım belki hoşunuza gitmeyebilir, belki içinizden bana çemkirebilir hatta sosyal medyayı kullanma konusunda hilkat garibesi olduğumu düşünebilirsiniz. Ama buradan bakın isterseniz tecrübe ve yaptığım işlere ondan sonra içinizden geldiği gibi söylenin 🙂 Son olarak; gerçekler bazen kimsenin hoşuna gitmez di mi 🙂

evren

Continue reading

İyilik yap…

Bu cümlenin devamını bilerek getirmedim. Biraz internette dolaşırsanız genel manalarını bulabilirsiniz. Aslında “iyiliğin gücü” vb söylemler ile ilgili kafayı bozmuş bir yazı da olmayacak bu yazı emin olabilirsiniz.

Bundan bir kaç yıl evvel eşimle beraber güzel bir film izlemiştik. Pay it Forward. Türkçesi, İyilik bul, İyilik Yap. Özetin özeti dersek; birisine gerçekten yardımı dokunan bir iyilik yapıyorsunuz ve ondan bunu size bunu ödememesini, fakat ileriye taşımasını ve üç yeni kişiye iyilik yapmasını istiyorsunuz ve bu yeni üç kişi de diğer yeni üç kişiye yardım yapıyor ve bu şekilde evrensel bir iyilik ve nezaket akımı başlıyor. Finali haricinde oldukça güzel bir filmdi. Continue reading