Telefonun Akıllısı mı Akılsızı mı caizdir? :)

2008 yılından beridir telefonun akıllısını kullanmaktayım. Şimdiye kadar kullandığım telefonlarımın dökümünü daha önce bu yazımda detaylıca anlatmıştım. Takip eden 1 ay içerisinde içimdeki depreşen “Mail’ine bak, twitter’a bak, aha facebook’da ne yorum geldi, mobil bankacılık vs vs vs” diye söylenmeler devam ederken elimde kenarda köşede duran Samsung Galaxy S’i kullanmaya başladım.

Bir keresinde 10 günlüğüne Google’ın ilk Android telefonu olan Nexus One’ı kullanmıştım. Değişik bir deneyimdi bu sefer daha güçlü bir cihaz vardı elimde ve en güzel kısmı Google ile full entegrasyon idi. Fakat iPhone’dan sonra bu telefonun ve hemen hemen tüm akıllı telefonların yumuşak karın ağrısı olan “batarya süresi” yine can evimden vurdu beni.

Son 20 gündür de bu cihazı iyice mıncıklayıp Android’in en son versiyonunu kurup deneyimledikten sonra “Android işletim sistemi için en az 2 GB RAM ve DualCore 1.5 Ghz işlemci gerek” diyerek Android seyahatime son verme kararı aldım.

Kimbilir belki droid benim arkamdan gözyaşı dökmüşmüdür yukarıdaki gibi…

 

Şaka bir yana kesinlikle güzel bir Mobil işletim sistemi olan Android için 2.3 sürümü zamanında “En az 4. versiyona evrilmeli ki iOS seviyesine gelebilsin…” derdim hep. Ancak bu kadar fazla bir gelişimi de beklemiyordum. Sonuçta Android Jelly Bean ile güzel bir seviyeye geldi ama maalesef hafıza yönetimi konusunda büyük handikaplara sahip. Bu da yüksek işlemci ve hafıza isteğinden dolayı neredeyse netbook’lardan çok daha güçlü cihazlara ihtiyaç duyulmakta talep açısından. Bunun dışında Android geliştiricilerinin “Nasıl olsa güçlü cihazlar var ve daha güçlüleri geliyor” diyip optimizasyon kısmını geri plana attıkları konusunda çeşitli makaleler de okuyunca 1-2 yıla kalmaz elimizdeki 2 yıllık dizüstü bilgisayarların kapasitelerini zorlayacak yerlere gelecek olan bu ekosistem, pil teknolojisinin gelişmemesi sebebiyle kolay kullanım oranını oldukça aşağılara iteceğini düşünmekteyim.

Ben de bu baş döndürücü yarışı takip etmekten ziyade ayak uydurmaya çalışmaktan dolayı çok yoruldum ve bir süreliğine benim emektar 7020’ye döndüm. Aynen bundan 1 yıl öncesinde olduğu gibi. Yani benim telefonumu bilenler bana viber olsun whatsup olsun artık bir süre (bilmiyorum bu süre ne kadar sürer) ulaşamayacaklar.

Elbette pembe olanı değil 🙂 öteki, vallahi billahi heh

Mutlu muyum diye sordum kendi kendime. Evet mutluyum. Çünkü en azından sürekli olarak yanımda USB kablosu taşıma ve her gördüğüm USB girişine sokma önceliğimi bitirmiş durumdayım.

Android telefonda bulunan pil şarj yüzdesinin her geçen dakika 1’er 1’er düşmesi beni sinir ederdi. Şimdi karşımda aslanlar gibi 4 adet çentik var ve 3 gün içerisinde 1 tanesi gitti 🙂

Onun dışında maillerime de sürekli ulaşma, facebook ile entegre olma, twitter’a bakmak gibi telefonu kurcaladığım bir uygulama yok. Arama ve SMS dışında telefonu elime bile almıyorum artık. Eski günlerdeki gibi.

Beni tanıyan bir çok kişi eğer bu satırları okuyorsa “Ohooo sen dayanamazsın şimdi gider alırsın bir tane…” diyebilir. Ama emin olun bir süreliğine akıllı telefon kullanmayı pek düşünmüyorum. Beklediğim telefonlardan birisi olan Nokia Lumia 920’de gelse yine de bu emektar ile bir süre takılmak benim için eğlenceli olacak.

Başlıktaki sorunun cevabına gelince… Benim için şu an akılsız bir telefon kullanmak daha doğru. Ama eğer siz bir akıllı telefon arıyorsanız lütfen paranızı hiç kullanmadığınız özelliklere yatırmayın. Evinizi bir elektronik çöplüğüne dönüştürmeyin dedim. Bugün piyasaya çıkan telefon 6 ay sonra hemen “ESKİ” damgası yemekte. Çünkü bir üst sürümü, modeli çıkmakta…

Eğer akıllı telefon kullanıyorsanız, devam edin tabii ki. Fakat pil sorunu sebebiyle veryansın etmeyin. Pil teknolojisi maalesef öteki teknolojilere göre biraz ağır ilerlemekte. Ya da, Li-ion pil üreticileri daha fazla para kazanma derdindeler…

 

One thought on “Telefonun Akıllısı mı Akılsızı mı caizdir? :)

Comments are closed.