Telekom ve yanlış özelleştirme

Konu ile ilgili olarak şimdiye kadar binlerce haber ve köşe yazısı yazılmıştır eminim. Kısa da olsa ben de bu konuda bir iki fikir belirtmek isterim.

2005 yılının Kasım ayında Türkiye’nin devlet tarafından kurulmuş ve yıllarca tekel pozisyonunda hizmet veren KİT’lerinden biri olan Türk Telekom bu hali ile %55’i Oger Telecom‘a 21 yıllığına 6 milyar 550 milyon Amerikan Dolar’ına satılmıştır.

Özelleştirilmesi aşamasında bir çok tartışmalar, kavgalar, münakaşalar ve laf sokmalar havada uçuşmuştur. Açıkcası geçen 9 senede TT’nin özelleştirilmesinin çok ama çok yerinde olduğunu düşünmekteyim. Özellikle son kullanıcı olan bizlere (yani müşterilere) yaklaşım tarzı olsun, hizmetlerin yelpaze genişlemesi olsun, verilen teknik destek olsun 10 sene öncesine göre daha bir farklılaştı ve kalitesi arttı diyebilirim. Bu yazıda nasıl özelleşti, kiminle ne pazarlıklar yapıldı, kimlere ne vaad edildi vs gibi polemiklere ve komplo teorilerine girmeyeceğim merak etmeyin.

Ancak,

İşte o ancak kısmına hemencecik gelelim şimdi. Türk Telekom’un bu şekilde özelleştirilmesine 2005 yılında olsun daha önceki özelleştirme denemelerinde olsun kesinlikle karşı çıkmış birisiyim.

Çünkü blok halinde bir özelleştirme ilk aşamada devletin kasasına yüklü miktarda para girmesine yaramaktadır ama yapılan hesaplamalara göre Oger  özelleştirme kapsamında ödediği parayı zaten mevcut hali ile 3-4 senede çıkaracağı görülmüştür.

Her sene yapılması gereken yatırımlar konusunda TT tarafından ne gibi taahütler var benim bir bilgim yok. Belki bir yerlerde ilan edilmiş olabilir. Bilen varsa bana geri dönebilirse sevinirim.

tt

TT artık ses iletişiminden ziyade neredeyse data trafiği operatörü olmuş durumdadır. Zaten ADSL olmasa TT gelir anlamında ciddi kayıplar yaşayabilir. Tabi tek geliri bu değil. Özellikle ara bağlantı ücretleri konusunda da büyük bedeller almaktadır TT.

TTnet_

Her şeyden önemlisi, bir TT iştiraki olan ve geniş bant internet hizmeti veren TTNET’in olmasıdır. Bu külliyen rekabete aykırı bir durumdur ve iletişim sektöründeki serbestleşmenin önündeki en büyük engeldir. Neticede altyapının sahibi ile perakende satışın sahibi aynı firmadır. Rekabet Kurumu’nun buna izin vermesi de tam anlamıyla bir rezalettir.

Bilenler vardır belki, eskiden e-kolay olsun, marketweb olsun, ixir olsun bir çok internet servis sağlayıcı vardı 0 822 li numaralardan dial-up olarak hizmet veren. Hepsi birer birer yokoldu TT’nin ve dolayısıyla bu politikayı oturtan kişiler sayesinde. Tek ayakta kalan ve hala piyasada rekabet etmeye çalışan Superonline oldu.

Özellikle Yalın ADSL denilen bir garabet uydurularak insanlara “Telefon hattı olsa da olmasada aynı fiyatı alırız arkadaş” yaklaşımını da rekabete aykırı buluyorum.

Fiber iletişim konusunda artık daha fazla çalışılması gerekiyor. Ortalam internet hızlarımız maalesef yerlerde sürünmektedir.

internet speed 2014

Peki Türkiye bu sıralamanın neresinde?

Ben söyleyeyim.

Yukarıdaki resimde ilk 10 var. Biz ise değil 20 ya da 30 , 43. sıradayız. (kaynak)

Burada en önemli faktör ise halen %30’u Hazine Müsteşarlığının elinde olan hisselerden dolayı sanırım. Büyük bir gelir pastasına sahip ve “serbestleşme” adı altında “modern tekel” olan TT ve iştiraklerinden TTNET maalesef ülkemizin önünde iletişim konusunda en büyük engellerden birisidir. Bu sebeplerden dolayı özellikle ülkemizde yaşanan akıllı cep telefonu patlamasından sonra geniş bant konusunda internet’e cepten girmenin tercih edilmesidir BTK’nın 2014 ikinci çeyrek raporu da bunu doğrulamaktadır. 37 milyon geniş bant abonesinden 27 milyonu cepten internet kullanmaktadır.

“Peki, şimdiye kadar eleştirdin arkadaş önerin yok mu?” diyenler için de;

21 yıllık  özelleştirme 2026 senesinde, yani bu yazının yazıldığı zamandan tam 12 sene sonra, bitecek. Bu süreçte blok hisse, eğer yeniden işletme ihalesine çıkılmazsa, tamamen devlete geçecek. Ben olsam neler yaparım;

  • 2026 yılı başında TT ile ilgili olarak bir duyuru yaparım kamuoyuna ve TT bundan sonra altyapı hizmeti veren devlet şirketi olacaktır derim.
  • 2026 yılı içerisinde de ihaleye çıkarım ve lisanslama modellerini belirlerim. Sektörün serbestleşmesini sağlarım. Hem ses iletişiminde, hem data hem de iptv ile alakalı olarak.
  • Böylece hem yerel bazda hem ulusal bazda hem de uluslararası bazda lisanslamalarımı yaparım. 3-play seçeneklerini de masaya koyar, lisans bedellerini en fazla 10-15 yıllık olarak alırdım. 
  • TT olarak denetliyici olur, hata yapanın, gerekli altyapıyı kullanmasına rağmen minimum ürün çeşitliliğini sağlamayan firmaların gözünün yaşına bakmadan lisansını geçici süreliğine askıya alırdım, sonrasında da iptal eder ceza keserdim.
  • TTNET’i külliyen kapatır data iletişiminde yeni oyunculara yer açardım.
  • Bu sayede son kullanıcıya yansıyacak olan fiyat indirimleri sayesinde iletişim konusunda hem hızlı, hem rekabete açık hem de ucuz olan sistemler ile bilgiye erişimi en kolayve erişilebilir düzeye getirebilirdim.

Tabi yukarıda bahsettiklerim ile ilgili olarak “Allaaaaah ganimet var” diyerek onlarca şirket lisans alma heveslisi olacaktır. Bu konuda da şeffaf ve adil bir seçme-eleme süreci olmalı ve lisanslar iyi planlanarak detaylandırılmalı ancak müşterinin de kafası karıştırılmamalıdır. Ayrıca TT ve BTK çok iyi bir denetleme mekanizması kurmalıdır.

Hem TT hem de BTK bu konuda gerekli çalışmaları yapabilecek kalitede kurumlar.

2026 Türkiye’sine yakışan da bence bu olmalıdır.

Hayal ettim.

Bakarsınız gerçek olur 🙂

Business-Telecom

One thought on “Telekom ve yanlış özelleştirme

Comments are closed.